Cumali Ü.Hasannebioğlu: Semûd

slide52Şahmerdanlar gömmektedir şimdi, aşkımızın göğsüne yadırgı hüzünleri.
Kaypak bir çamur olan mayamız kinle bereketlenmektedir.
Uyuyan bebekleriyle üşüyen köpeklerini bir yana bırakıp, bir sabah vakti,
Dudaklarımda direnmiş yüreklerin isyanını taşıyan keskin bir ıslık,
Ellerim ceplerimde bu şehri yerle bir edersem bana deli, bana çılgın diyecekler biliyorum…

Gönlümü asi bir tohuma gizleyerek toprağa gömüyorum.
Bu şehir ki amansız göğünü bile çekti üzerimden,
Dörtnal koşan ayağına şiirimin bukağılar vurdu.
Ürkütünce fillerini zarif ve soylu arap atlarının üzerine
Ebabil kuşları uçuruyor bir adam gözünün bebeğinde…

Bilinmez mi elimiz değdiğinde buz gibi pınarların köze kestiği,
Yürüdüğümüzde dağların yok olduğu, öfkeyle bıraktığımız soluğun nice görkemli taş tapınakları yerle bir ettiği bilinmez mi?…

Ahdimi kavruk ağaçlara, kanadı kırık kuşlara, yivleri aşınmış bir tabancaya,
Utancından küçülüvermiş haritalara yani; onurlu yorumlayıcılara bırakıyorum…

Ben ki saçına çokça aklar berkitilmiş bir Semudum
Ağlamak için başına uygun duvarlar arayan.
Unutulmuş çiçekleri tozlu raflar arasından el değmemiş kitaplardan
Yüreği üzre koyup örselemeden çıkaran her kelimeyi.
Her kelimeyi gereği üzre akıp giden hayata uygulayan
Karanlık kuyulara sarkıtılmış bir semudum…

Şimdi ölümden arta kalan acılar yazılıyor bizim alnımıza
Tasdikli mühürlü kağıtlarımıza.
Güneş döner ay peşimizde vay gülüm, bu çılgın adamlar sığmaz dünyaya.
Ve korku içimizde uzanıp yatmış köpek,
Anten olmuş her sese kulak kabartmış köpek.

Biliyorum, biliyorum bir ada gibi coğrafya atlasına sınırları kanla değil,
Kalemle çizilmiş bir ülkeyi; bankalar, bankerler, tröstler, tecimevleri,
Kıravatlı, rüzgarsız saçları, boyalı potinleri, yüzleri kara bir gecede ışıldayan faiz hadleri,
Cepleri teberru çekleri, piyango biletleri, evleri tıka basa ölü çocuk kemikleri,
Yanmış genç bedenleri, acıyla yokekedilmiş adam iskeletleri.
Biliyorum…basarak kan deryasına yürüyor onlar,
Ve ayaklarının altı lekesizdir, biliyorum…

Ben kendimi sokaklara karşı denemedim.
Çekilirken üstümden boz bulanık sel suları önce hüznü belledim,
Birçok harfi sağır olan alfabeden karanlığın buzul topraklarında
Bir kar çiçeği gibi göğermeyi öğrendim.
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim..

Onlar hep benziyor biribirlerine,
Kendini dinleyen bir böcek gibi duyargalarını içlerine çevirdiklerinde
Zalimdir gururludur yeryüzü titrer yürüdüklerinde
Bilirler her şeyi bakışları keskindir de
Bir ağır makinalı saniyede kaç mermi atar bir çırpıda söylerlerde…

Yeni açmış bir çiçeğe eğilen adam zindana atıldığında da fatiha okur; bu bir…
Sakalı zorla kesilmiş birisi sarıklı, cübbeli, sakallı bir gizli kimlik taşımıştır
Ve bir kaya kütlesi oluncaya kadar dağlara bakmamaya yemin etmiştir. bu iki…
Sonbahara direnmiş kışı göğüslemiş ağaçlar illada patlatacaklardır domurlarını ilkbahara
Ve yaz hasat mevsimidir. bu üç…

BİLMEDİKLERİDİR VE ONLAR HEP BİRBİRİNE BENZEMEKTEDİR …

Biliyorum,ana biliyorum bedenimde bu zulüm, kara geceyi bir örtü gibi düşlerimize saran
Berrak sulara bir damla kan olup yayılan günlerde eriyorum.
Sabır sayfaları okunup üflenmiş yüreğime ben ki korkulara efsunluyum.
Akrep topraklara beleyip avucuma yılan kavisler sürerdin de
Saçıma ki ana deli çırpınmalar eklerdin.
Daneleyin ekilmezsem vay beni,gök tırpanla biçilmezsem vay beni!
Senin için dare çekilmezsem vay beni,
Ey bu harfi yüreğime ilikleyen ayetini buğdayıma çizen yar…

Savruk yapraklar ağlıyor güzün kararttığı suyumuzda sarı ve savruk.
Yanık yanaklarımızı sürüyor toprağın serin ve diri yüzüne…

Ben şiirini söylemedim daha,dıştan durgun ve sessiz
İçten içe lavlarını kaynatan bir yanardağın, yuvası dağıtılmış kartalların,
Ve gözlerine sonsuz hüzünlerin mili çekilmiş çocukların şiirini söylemedim daha…

Vurulduğu gece toprağa düştüğü yere taşlardan bir kin anıtı olarak döşekler yapılmamış,
Kanlısı kargıçlanmamış ve ölümün ter-ü taze gözlerine çok renkli bir nakış olarak işlendiği
Gömleğine incecik kadın yüreklerle evlad iyal ana bacı seslerle ilençlerle ağlanmamış,
Kimsiz kimsesiz bir ölü gibi yatırılmış unutulan yüreğin hey… şiirini söylemedim daha…

Uzun nefeslerle düşünmekten sakınan bir güneş
Minicik serçelerin yumulmaz gözlerine gizlenerek bir çırpıda çakılıyor arza.
Ben o zaman elimi kaldırıp elyordamıyla gözü bağlı tetiğe dokunuyorum
Yaşamanın sivri yanları çakılıyor göğsüme
İnsanlar kayıp gidiyor tırnaklarımın arasından göğsümde kargılarını unutuyorlar.
Ben yine onikiden vuruyorum.
Atlayıp üstüne şavkı vuran sözcüklerin gümüş sağrılı küheylanı yormadan dörtnal koşturuyorum.

Ben akkor demirlerle ağlamak köprülerini dağlayan cerrah,
Kanayan bir yaraya naralar çiçeklendiren, yitik çocukların rahmisıla közlerine bastığı
Bu umut merhemini kararan göğe, düşen yaprağa, hasretinden çatlamış toprağa sürüyorum…

 

Cumali Ünaldı Hasannebioğlu

Tarih Gönderen murathanay Yorumlar

Yorum Yapın

Bu yazı 14.954 kez görüntülenmiştir
Copyright © 2011 – 2014. Powered by Murat Hanay. Tüm hakları saklıdır.
Bu sitede yer alan eserlerin telif hakları eser sahiplerinin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Bu site hiç bir şekilde kâr amacı gütmemekte olup, yer alan tüm içerikler yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmaktadır. Bir eserin veya yasal temsilcisinin istekte bulunması halinde, kendisine ait eserlerin siteden 24 saat içinde yayından kaldırılması garanti edilir.